7/11/2008 - Doğru Nefes Alıp Veriyor musunuz? |
Doğru Nefes Alıp Veriyor musunuz?
Yokuş çıkarken nefesiniz yetmiyorsa... Merdiven çıkarken zorlanıyorsanız… Uzun yürüyüşlerde çabuk yoruluyorsanız ya da konuşmacı olduğunuz toplantılarda solunum kontrolünüzü sağlayamıyorsanız bu durum doğru nefes almayı bilmediğiniz ve uzman yardımı almanız gerektiği anlamına gelebilir. Memorial Hastanesi Pulmoner Rehabilitasyon Ünitesi’nde uzman solunum fizyoterapistleri tarafından uygulanan programlar sayesinde; tanısı konulmuş hastalıklar,ameliyat öncesi ve sonrası akciğer kapasitesi yetersiz olan hastalar veya hiçbir hastalık tanısı olmayan fakat doğru nefes alıp verme gereksinimi duyan bireylerin günlük yaşam aktivitesini gerçekleştirirken, ideal kapasitesini kullanmasını sağlayarak yaşamlarına kalite katılması amaçlanıyor.
Memorial Hastanesi Pulmoner Rehabilitasyon Ünitesi’nden Uzman Solunum Fizyoterapisti Seniha Avcıl Uğurlu, “Doğru nefes almanın önemi” hakkında bilgi verdi.
Doğru nefes alma Dünya Sağlık Örgütü'nün standartlarına göre:
Ciğerler dakikada 4 ile 6 litre arasında hava ile dolar. Nefes alıp verirken göğüs yerine diyaframı hareket ettirmek gerekir çünkü diyaframın kullanılması her seferinde daha fazla hava teneffüs etmemizi sağlar. Ayrıca diyaframın hareket etmesi, karın bölgesindeki organlara masaj etkisi yaparak, göğüs ve karın boşluğundaki basınç farklılığını ortadan kaldırır. Mide ve safra kesesinin yukarı hareketini engelleyerek, reflüyü (mide suyunun yemek borusuna ve daha yukarılara çıkması) ve çeşitli safra kesesi hastalıklarına iyi gelmektedir. Solunumu ağız yerine burundan yapmak havanın ısınarak, nemlenerek ve temizlenerek bronşlara gitmesini sağlar, ağızdan nefes almak ise nazal bölgede ve bronşlarda (yani solunum yollarında) istenmeyen mukozalı salgılara yol açabilir. Doğru nefes alıp veremeyen insanlar karbondioksite daha duyarlıdır; karbondioksitli ortamlarda daha sık ve kısa nefes alıp verirler. Düzenli solunum yapan insanlar ise karbondioksitli ortamlarda, heyecan ve stres sırasında daha normal tepkiler verirler, kırmızı kan hücreleri oksijeni organlara daha kolay taşır. Akciğer problemi olmayan ancak doğru nefes alıp vermeyi bilmediği için akciğer kapasitesi az olan bireyler günlük yaşam aktivitelerinde, merdiven inip çıkarken, tekrar gerektiren aktivitelerde, konferanslarda sunum yaparken, solunum kontrolünü sağlayamadıkları için nefeslerinin yetmediğinden bahsederler ve bu tip yakınmaları nedeniyle pulmoner rehabilitasyon ünitemize başvuranlar için ilk hedefimiz solunum tekniğini değerlendirmek ve öğretmektir. Sonrasında aktiviteler esnasında heyecanını ve stresini baskılama solunum kalitesiyle mümkün kılınmaktadır. Örneğin; yürürken, merdiven inip çıkarken ne şekilde nefes alıp vermesi gerektiğini bilmesi kişinin çabuk yorulmasına engel olarak hareketsiz kalmayı tercih etmelerine ve kondüsyon kaybına engel olmaktadır.
Tedavide iş yapma kapasitesini ve günlük yaşam aktivite toleransını artırmak zorunludur. Bu nedenle hastalar kendine bakım, mesleki özellikler, boş vakit ilgileri, üst extremite kas kuvveti, eklem hareketleri, psikososyal statü ve emosyonel statü gibi özellikler yönü ile de değerlendirilmelidir. Doğru nefes almak için uzmanlar neler öneriyor? -Hasta her zaman aktif olmalı. -Kuvvetlendirmeyi tolere ediyorsa ileri teknikler denenir. -Dikkatleri azaldığı ve hareketsiz oldukları için hastalara reaksiyon zamanını kısaltmak amacıyla koordinasyon ve ince motor aktiviteleri artırıcı egzersizler verilir. -İş toleransını artırmak için fonksiyonlar çalıştırılır. -Enerji koruma teknikleri öğretilir. Bulaşık yıkarken oturup önkollarını tezgaha dayamak gibi... -Merdiven inip çıkarken gerekli desteğin nasıl sağlanacağının öğretilmesi ve gerekirse O2 desteği.
Memorial Hastanesi Pulmoner Rehabilitasyon Ünitesinde bu programlar uygulanarak hastalara ‘’pulmoner yaşam hareketle başlar, hareketle biter’’ bilincini kazandırılıyor. Doğru nefes almayı uzmanından öğrenin
Memorial Hastanesi Pulmoner Rehabilitasyon Ünitesi’nden Uzman Solunum Fizyoterapisti Tuğba Şenyurt Gedik , “Pulmoner Rehabilitasyon Ünitesi’nin önemi” hakkında bilgi verdi.
Son zamanlarda birçok kişi nefes terapisi adı altında solunum egzersizleri vermeye başlamıştır. Solunum fizyoterapistlerinin uzmanlık alanına giren solunum fizyoterapisinin ve solunum egzersizlerinin, fizyoterapi eğitimi almayan bu kişiler tarafından yapılmasını bireylerin sağlığı açısından uygun ve etik bulmuyoruz. Lisans diploması gerektiren ve anatomi bilgisi olmayan kişilerin uyguladığı bu tarz eğitim programlarından uzak durulmasını tavsiye ediyoruz. Memorial Hastanesi Pulmoner Rehabilitasyon Ünitesinde Solunum Fizyoterapistlerinden bu konuda bilgi ve destek almanız mümkündür. Mutlaka bu şikayetlerde başvurulan kişilerin solunum fizyoterapisi uzmanı olmasına dikkat edilmelidir.
|
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
6/11/2008 - Suya Dikkat |
Suya Dikkat

Sağlıklı bir kilo kaybı sağlamak için günlük 2-3 litre su tüketmek yeterli… Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada sıvı tüketiminin önemine dikkat çekilerek, sağlıklı bir kilo kaybı sağlamak için günlük 2-3 litre su tüketilmesi gerektiği bildirildi. İnsan vücudunun normal fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için bütün besin öğelerine gereksinim duyduğu vurgulanan açıklamada, “Yeterli ve dengeli beslenme; 4 besin grubunda bulunan besinlerin yeterli miktarda tüketilmesiyle sağlanır. Bu besinler; süt grubunda yer alan süt, peynir ve yoğurt, et grubunda yer alan et, tavuk, balık, yumurta ve kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ile tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç, mısır ve tarhanadır. Bu besinlerin önerilen tüketim miktarları kişiye özgü olarak değişmekte, bireyin yaşı, cinsiyeti ve fiziksel aktivite durumu bu oranları etkilemektedir. |
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
6/11/2008 - Şişmanlatan Nedenler |
Şişmanlatan Nedenler
Uzmanlar, hareketsizlik dışında şişmanlığa yol açan faktörlere dikkat çekiyor. Çok fazla yemek ve az hareket etmek kocaman bir göbek demekti. Ancak bu bilgiyi küçücük çocukların bile bilmesine rağmen değişen bir şey olmadı. Dünyada genel olarak baktığımızda obezite azalmıyor tersine artıyor. Ancak endokrinoloji uzmanları şişmanlığa sebep olan yeni faktörler de keşfettiler. Bilimadamları ‘elbette ki insanların yakabileceğinden daha fazla kalori edinmesi her zamanki gibi en büyük problemimiz’ diyor ancak işin içinde başka faktörlerin de olduğunu belirtiyorlar. İşte şişmanlığa sebep olan gizli düşmanlar:
1. Uyku sorunlarıYapılan araştırmalar, günde 12 saatten az uyuyan okul çağı çocuklarının, 12 saat ve daha çok uyuyanlara göre 3.5 kat daha fazla obezite riskine sahip olduklarını ortaya koyuyor. İşin en ilginci anne-babanın obez olması, hareketsizlik, uzun saatler TV seyretmek gibi faktörlerin hiçbir bu çocuklarda uyku kadar etkili olmuyor! Bilimadamları bunu uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesine bağlıyor. Çünkü leptin vücutta metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor ve açlık hissini önlüyor. Bu süreç yetişkinlerde de aynı şekilde işlediği için gece uykusuna özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Uyku öncesinde yapacağınız ılık bir duş ve içeceğiniz bir bardak sıcak süt sizi daha da rahatlatacak. Eğer kronik bir uyku probleminiz varsa mutlaka bir doktora danışmalısınız. 2. Genetik Miras
Gen araştırmaları şimdilerde şişmanlıkla ilgili araştırmaların en önemli ayağını oluşturuyor. Çünkü açlığın sorumlusunun bazı genler olduğu düşünülüyor. Tek yumurta ikizleriyle yapılan araştırmalar gösteriyor ki vücut ağırlığının yüzde 70’ine kadar olan kısmını genlerimize sadece yüzde 30’luk bir bölümünü ise çevre faktörlerine borçluyuz. Bilimadamları şişmanlığa yol açan gen sayısının 30-100 arasında olduğunu söylüyor.
Hepsinin tek başına çok küçük bir etkileri var. Ancak bir araya geldiklerinde tartının ibresini fırlatıveriyorlar. Buna göre iştahı artıran genler, vücuda elma veya armut formunu veren genler, metabolizmayı yöneten genler belirlenmiş durumda. Yuvarlak genlere sahip olanların maalesef yediklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Her şeyden önce özellikle yaşamın belli dönemlerinde özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin hamilelik döneminde veya menopoza girerken. Doktorlar gelecekte bu gen durumunu dengeleyecek ilaçların çıkacağını söylüyor. Ama o zamana dek yapılacak şey beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek. 3. Kullandığımız İlaçların Etkisi
Pek çok kadın bazı doğum kontrol ilaçlarının yarattığı kilo problemlerinden haberdar. Aslında sadece doğum kontrol ilaçları değil genel olarak pek çok ilaç fazla kiloya sebep olabiliyor. O yüzden hastasına ilaç yazan bir doktorun bu konuda hassas davranması gerekiyor. Örneğin bazı depresyon ilaçları 3-4 kiloya kadar artışa sebep olabiliyor. Tansiyon için kullanılan kimi ilaçlarsa ekstra 2 kilo anlamına gelebiliyor. Diyabet ilaçlarının 3-4, insülin şırıngalarının ise uzun vadede 10-15 kiloya kadar artışa sebep olduğu biliniyor. Bu yüzden özellikle diyabet problemi olanların erkenden spor yapmaya başlamaları tedavi sırasında gelebilecek kilolara karşı koymaları açısından önemli. Eğer ilaç kullanımında kilo alma gibi bir endişeniz varsa bunu mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız. Belki de daha ince bir alternatifiniz olabilir. 4. Klimalar
Üşüdüğümüzde veya terlediğimizde vücudumuz ısıyı ayarlamak zorunda kalır ve bunun içinde enerjiye ihtiyacı olur. Klimalar ise işte bu görevi üstlenirler. Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde sıcakta veya soğukta kilo verdikleri gözlemlenmiş. Gün boyunca sabit olarak ısıtılan veya klimayla soğutan mekanlarda yaşıyoruz. Bu ısı ortalama 26 derece civarında. Ve tam da bu ısıda ekstra hiçbir şey yakmak mümkün değil. Bu yüzden vücudunuza rahat vermeyin ve onu zaman zaman ısı değişimlerine maruz bırakın. Mesela saunaya girin ardından buz gibi havuzda yüzün. Hatta bazı geceler pencereler açık olarak uyumaktan korkmayın. Bu sizin bağışıklık sisteminizi de harekete geçirecek emin olun. 5. Evlenmek
Sadece kişisel tecrübeler değil bilimsel araştırmalar da evliliğin yemek alışkanlıklarını hem kadın hem de erkek açısından bilinçsizce değiştirdiğini ortaya koyuyor. İngiltere Newcastle Üniversitesi bilimadamları, yaptıkları çalışmalarda evlendikten sonra erkeklerin daha sağlıklı beslendiklerini, kadınlarınsa yemelerine çok fazla dikkat etmeyip kilo aldıklarını ortaya çıkarmış. Uzmanlar bunun sebebini kadınların daha fazla et ve büyük porsiyonlarda yemek yemesine, evlilikle ilgili strese daha yatkın olmalarına ve genel olarak sağlıksız beslenmelerine bağlıyor.
Peki bu konuda ne yapılabilir? Bilimadamları esprili bir cevap veriyor ya bekar kalacaksınız ya da eski sabit beslenme alışkanlığınızı devam ettireceksiniz.
6. Nikotin
Her geçen gün daha çok insanın sigaradan vazgeçmesi sağlık açısından çok güzel bir şey. Ancak bunun etkilerini sadece ciğerlerde ve deride değil maalesef tartıda da görüyorsunuz. Amerika’daki Michigan Üniversitesi bilimadamları sigarayı bıraktıktan sonra sanıldığından da çok kilo alındığına dikkat çekiyor. Diyelim sigara içerken 2-6 kilo fazlanız varsa sigarayı bıraktıktan sonra bu fazlalık rahatlıkla 7-8 kiloyu bulabiliyor. Çünkü nikotin iştahı kesiyor ve metabolizma çalışmasını hızlandırıyor. Ancak kilo bile alsanız yine de değer çünkü sağlığa nikotinden daha fazla zarar veren bir şey yok.Uzmanlar sigarayı bırakanların özellikle ilk 6 ay çok dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. Kilo alımını önlemek, kilo almaktan daha kolay. Önemli olan bunun bilincine içtiğiniz son sigarada varmak ve buna göre bir bilanço yapmak. Yani daha az yemek ve daha çok spor yapmak. 7. Yaş
Araştırmalar, insanoğlunun 20 yaşının ortasına kadar her ay 300 gram aldığını gösteriyor. Yaşlandıkça da kas grubundan kaybediyoruz. Ancak bu kas grubu önemli çünkü tek başlarına bile kalori yakmak için onlara ihtiyacımız var. 25-30 yaşlarında kilo daha da çok artıyor. Bu 40 yaşına kadar böyle gidiyor. Menopoz döneminde östrojen azaldığı için ekstra kilolar alınıyor. Bu yüzden yaşlandıkça kas egzersizlerine önem vermelisiniz. Ayrıca protein tüketimini de artırmalısınız. Çünkü kas gücünü artırmak için proteine ihtiyacınız var.
8. Stres
Bütün bir gün etrafta koşuşturursak aslında kilo vermemiz gerek değil mi? Ancak Amerika’daki Chicago üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bunun aksini gösteriyor. Özellikle kadınlar stres zamanlarında lüzumsuz bir şekilde kilo alıyorlar. Üstelik stres faktörleri ne kadar artarsa o kadar çok kilo alıyorlar. Çünkü stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılıyoruz. Bu da yağ hücrelerini harekete geçiriyor ve enerjinin görevini yapmasını engelliyor.
Bu stres yükü haftalar boyu sürerse o zaman vücut, yağ deposu rezervini artırıyor. Bu yüzden kendinize zaman zaman mutlaka özel vakit ayırın. Stresinizin üstesinden gelebilmek için birileriyle konuşmak ya da düşüncelerinizi yazıya dökmek de iyi gelebilir. Boston Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre gerilimden en kolay kurtulmanın yolu onun üzerine gitmek.
|
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
3/8/2008 - Terlemekten şikayet etmeyin! |
Terlemekten şikayet etmeyin! Sıcak havalarda insanların çok şikayet ettiği terlemenin, normal oranlarda gerçekleşmesinin insan sağlığı açısından gerekli ve çok faydalı olduğu bildirildi.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ekrem Aktaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaz aylarında sıcaklığın artmasına bağlı olarak ter bezlerinin daha çok çalıştığını, buna bağlı olarak insanların çok terlediğini belirtti. Terlemenin, şikayet edilmesine rağmen faydalı olduğunu ifade eden Aktaş, şu bilgileri verdi:
''Bugünlerde yaşadığımız bunaltıcı sıcaklarda insanlar daha çok terliyor. İnsanlar terlemekten şikayet ediyor. Ancak, terlemenin insan vücudu için önemli faydaları vardır. Terleme ve sonrasında terin buharlaşmasıyla vücudun ısı dengesi sağlanır. Ter bezlerinin yaydığı sıvı, vücuttan atıldıktan sonra buharlaşır ve böylece vücudun ısı dengesi korunur. Ayrıca, insan vücudundaki üre, ürik asit, tuz ve diğer zararlı maddeler terleme yoluyla dışarı atılır. Böylece ter bezleri adeta birer böbrek gibi çalışarak kanın temizlenmesine yardımcı olur. Yetişkin bir insan vücudunda yaklaşık 1 milyon ter bezi vardır, yani 1 milyon küçük böbrek zararlı maddelerin vücuttan atılması için çalışır.''
KOZMETİK ÜRÜNLERİN SAKINCASI
Normal oranlarda gerçekleştiği takdirde faydalı olmasına rağmen, insanların koku oluşturması nedeniyle terlemeden şikayetçi olduğunu hatırlatan Aktaş, terlemeyi önleyici her türlü kozmetik ürünün insan sağlığı açısından zararlı olduğunu vurguladı.
Ter kokusundan kurtulmak için, terlemeyi önleyici kozmetiklerin kullanılması yerine, sık yıkanmanın daha isabetli olacağını belirten Aktaş, şöyle devam etti:
''Normal oranlarda gerçekleşen terleme insan sağlığı açısından son derece faydalı, terlemeyi önleyici kozmetik ürünlerin kullanılması ise sakıncalıdır. Özellikle koltuk altına uygulanan terlemeyi önleyici kozmetik ürünler (kremler veya pomatlar), ter bezlerinin ağzının kapanmasına ve dolayısıyla iltihaplanmaya neden olmaktadır. Bu nedenle yaz aylarında koku önleyici kozmetikler sıkça kullanılmamalı, deri gözenekleri açık tutulmalıdır. Ter ile dışarı atılan toksit maddeler, deri temiz tutulmayıp bekletilirse, vücuda yeniden emilerek sıcak basması ve huzursuzluk yaratabilir. Ter kokularından kurtulmanın en sağlıklı yolu sık sık yıkanmaktır.''
(AA) |
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
21/7/2008 - Şampuanlar Hakkında Doğru ve Yanlışlar |

Şampuanlar hakkında en çok bilinen yanlış bol köpüğün saçları daha temiz hale getirdiğidir. Doğru mu? Tam olarak değil. Saçlarınız köpürdükçe temizlendiğini düşündüğünüz için bu sizde rahatlatıcı etki yapabilir. Köpük şampuanda bulunan moleküllerin havayla etkileşimi sonucu oluşan minik kabarcıklardır. Saçlarınızı temizleyen şampuandaki kimyasaldır köpük biraz da işin hilesidir.
"Saçlarınızın daha çok uzamasını sağlayama özelliği doğru mu?" Kısmen doğru.. Saçlarınızı sıkça boyatıyor, jöle ve sprey kullanıp, sık sık şampuanla yıkıyorsanız böyle bir bakım yapmak yararlı olabilir. Ancak haftada bir defadan fazla kullanmayın. Saçlarınızı ve saç derinizi zararlı diğer kozmetiklerden arındırıcı ürünler, üst derinizi koruyarak saçlarınızın sağlıklı büyümesini sağlar..
"Saçları her gün yıkamak sağlıklı ve güvenlidir." Eğer yağlı bir saça sahipseniz hergün sabunlamanız iyi olabilir. Ancak yağlı saçlarda bile panthenol, shea yağı içeren, nemlendirici özellikli hassas formüllerle sunulan şampuanlar tercih edilmeli. Kuru ve kabarık saçlı kişilerin ise daha dikkatli olup saçlarını iki günde bir yıkamaları doğru olur. Ne tür bir saça sahip olduğunuzu belirleyin ve saçınıza zarar veren şampuanlardan uzak durun. Besleyici ve nemlendirici özellikli şampuanları seçin.
"İyi bir sonuç için şampuandan sonra saç kremi gibi düzeltici ürünler kullanın." Bu da yanlış. Kimyagerler her şişenin içine çok fazla şey ekliyor. Şampuanınız bile saçlarınızda biriken saç kremi ya da nemlendiricileri temizleyemez. Koruyucu ve su içeren düzleştirici ürünleri kullanın. Eğer saçlarınız çok yağlıysa kulaklarınızdan itibaren aşağı kadar ince bir tabaka halinde uygulayın.
"Saçlarınız bir süre sonra kullandığınız şampuana alışır. Neden yeni çıkan bir markayı denemeyesiniz?" Bu da yanlış. Saçlar ölür yani hiçbir şeye alışmaz. Ancak bu süreçte yeni formülün saçlarınızı nasıl etkilediğini gözlemleyebilirsiniz. Yani şampuanınızı seviyorsanız, değiştirmek için neden yok. Şampuanınız neler içerir?
Su Şampuanların içerdiği su diğer içeriklerin sıvı olarak akışkanlığını sağlar. Şişenin % 80'i sudur.
Ammonium Lauryl Sulfate /Ammonium Laureth Sulfate / Sodium Lauryl Sulfate Bu aktif maddeler deterjanın kimyasal söylemidir. Tüm temizliği yapan kaslardır.
Cocamide DEA, MEA, or TEA / Cocamidopropyl Betaine Bu yumuşatıcı bileşenler şampuanın köpürmesini sağlar. Nemlendirici ve inceltici formül şampuanın daha kolay dökülmesini sağlar.
Sodium Citrate (SC) Bu kimyasal şampuanın saçlarınızı yıkarken pH seviyesini korumasını sağlar. Yağlı ve kirli saçların daha parlak ve yumuşak olmasını sağlar.
Glikol Distearate/Stearate Saçlarınızdaki dalgaları bir masör gibi yumuşatır ve saçlarınızın daha güzel görünmenizi sağlar. Saçlara parlaklık veren bu formül, şampuanın şişeden daha iyi dökülmesini de sağlar.
Polyquaternium/Quaternium Bu yumuşatıcı bileşen fabrikalarda kumaşı yumuşatan kimyasallar gibi işlev görür. Saçı kalınlaştırır ve düzeltir.
Dimethicone/Cyclomethicone Silikon yağlar deriyi kaplar, saç köklerini kalınlaştırır, saçın elektriklenmesini önler ve parlak görünmesini sağlar. Eğer saçlarınız kıvırcık, yıpranmışsa şampuanınızın bu bileşeni içerdiğinden emin olun. Panthenol B vitaminin bir formu olan panthenol, saç telini içerden ve dışardan güçlendirici olarak görev yapar. Saç köklerini güçlendirir ve saça parlaklık kazandırır. Cetyl/Oleyl/Stearyl Alcohol Bu sözcüklere bakarak kurutucu, kötü olarak algılamayın. Sulandırılmış alkol şampuanın saçın yüzeyindeki yağları arındırır. Sonuç kolayca açılan saçlardır..
Fındık, Ceviz Yağları /Shea Yağı Bu doğal içerik doğal nemlendiricilerdir.. Saçı ve saç köklerini rahatlatır, nemlendirir ve korur.
Ascorbic Acid/Citric Acid C vitaminden elde edilen doğal asitler saç derisini yumuşatır ve saça parlaklık veriri.
Octyl Salicylate/PABA Saçınızı ve saç derinizi güneşten koruyan bu bileşen saç renginizi uzun süre korur.
Neden kuaför şampuanları daha iyi hissettirir? Salonlarda saçlarını yıkatanlar bilir, bir nevi orgazm rahatlaması hissedilir. Bu sürpriz değil aslında. Saç deriniz hassas ve rahatlatan dokunuşlara çabuk tepki verir. Şampuanlama sırasında başkasının dokunuşları masaj etkisi yapar ve saç derinizdeki kan akışını hızlandırır, sizi rahatlatır. Ancak bilimsel bir sonuç şu ki; saç derinize masaj uygulandığında buradaki sinirler beyninize rahatlama sinyalleri gönderir. Sonuç olarak rahatlamış ve iyi hissediyor olursunuz. |
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
Hakkımda
orgu hakında her sey burda
Şal Modelleri
• Saçaklı Şal • Beyaz Şal ve Kasket • Siyah Desenli Şal • Şal Modeli • Beyaz Çiçekli Şal • Püsküllü Şal • Yuvarlak Motifli Pullu Şal • İki Renkli Şal • Motifli Şal • Ahtapot Şal • Simli Üçgen Şal • Gümüş Simli Siyah Şal
Kazak Modelleri
• Lila Kazak • Beyaz Kazak • Tığ İşi Pembe Kazak • Kırmızı Süveter • Askılı Kazak
Bolero Modelleri
• Bolero Modelleri • Pembe Bolero • Papatya Motifli Bolero • Fırfırlı Bolero
Bağlantılarım
• Ana Sayfa
• Profilim
• Arşiv
• HABERLER • SPOR
Kategoriler
ATKI VE BERE MODELiBluz ModelleriBolero ModelleriCookbookDiyetEgrersizEldiven ModelleriHIRKA MODELLERiKazak ModelleriKochbuch PANCO-SAL VE BOLERA MODELLERiSaglıkSAL MODELLERiYemek Kitabi
Arkadaşlarım
• kader86 • xtkex • hazalcan • gulayseyemekleri • alcora • kyksanalavm • yemekveorguler • orgulerveyemekler • atyarisialtili • euro2008sports
|